Şeker

Şeker

şeker zehir

şeker zehir

Yakın bir geçmişe kadar şekeri insanın besininde büyük bir yer almazdı. Her gün yediğimiz şeker, ilk olarak Asya’da yapılmış ve Avrupa’ ya Haçlı seferlerinden dönen askerler tarafından getirilmiştir. O çağda ancak çok zenginler şeker alabiliyordu. Şeker kamışına gelince, bu maddeyi Avrupa’ya 1493 te Kristof Kolomb getirmiştir. Napoleon 19. yüzyılda Avrupa’da şeker fabrikaları kuruncaya kadar şeker, büyük bir önem taşımamıştır. Fransa kralı XIV. Louis zamanında şeker çok az miktarda eczanelerde satılmıştır.

 

1850′ de dünyanın yıllık şeker üretimi 1,5 milyon ton iken bugün bu miktar 70 milyon tonun üstüne çıkmış bulunmakta, üstelik her yıl artmaya devam etmektedir.

 

Şeker ölü bir besindir. Kalorisi yüksektir ama, vitaminlerden ve madensel tuzlardan yoksundur. 1 gram şekerde 4 kalori bulunur. Beden için bir yakıt sayılmasına karşın, şekerin yaptığı tahribat bedeni zamanından önce yıpratır.

Neden ? Pancardan çıkan tatlı öz su önce kireçle, sonra karbonik asitle işlem görür. Bu yüzden içindeki değerli mineraller yansızlaşır.Şeker sağlığa aykırı daha çok işlem gördükten sonra, kimyasal maddelerle ağartılarak rafine edilir.

 

Her gün çayımıza, kahvemize, yeni doğmuş çocuğun biberonuna, ihtiyarın hastanın kompostosuna koyduğumuz iekere İsveçli besin uzmanı Are Waerland, “Halkın bir numaralı düşmanı” diyor.

Dr. A. Volgel ise şekere “Kalsiyum hırsızı” adını yakıştırıyor.

Dr. Le Goff, Fransa’da her yıl bir yaşına varmadan ölen  80.000 çocuğun yarısından fazlasının biberonuna konan şeker yüzünden öldüğünü ileri sürüyor. Şekerin dişleri çürüttüğünü herkes bilir. Özellikle de süt dişlerini dökmemiş çocukların dişlerine zararlıdır.

 

Dr. Carton, “Şeker mide ve karaciğer hücrelerini uyararak sindirim aygıtını zamansız yıpratır. Bedende yarattığı asit, artritik bünyelere zemin hazırlar. Şeker kemiklerin kirecini kemirir, bedendeki B1 vitaminini yok eder” diyor. Londra Üniversitesi besin uzmanlarından John Judkin de verdiği bir demeçte şekerin 200 yıl öncesine oranla 25 kat daha fazla yendiğini, bunun ise damar sertliğine yol açtığını yağlardan ileri geldiği sanılıyor. Oysa bugün bu iki hastalığın bol şeker ve rafine edilmiş nişaştalı madde yemekten ileri geldiği anlaşılmış bulunuyor.

 

Şekerin yarattığı hastalıklar ve hastalık belirtileri şunlardır; Migren, romatizma, karaciğer şikayetleri, yorgunluk, kaşıntı, basur, asabiyet, sinirsel depresyon ya da çöküntü, uykusuzluk, çarpıntı, nefes darlığı, duodenum ülseri v.b.

 

Bir çok tıp ve besin uzmanına göre, şeker yedikçe kronik hastalıklar, mide ülseri v.b. iyileşmez. Yine aynı uzmanlara göre şeker büyük bir olasılıkla bilinmeyen daha birçok hastalığın nedenidir.

 

Aşırı şeker yemek bir mumun iki ucundan yakmaya benzer. Şekerli madde yedikçe metabolizmanın B grubu vitaminlerine gereksinimi artar.

 

Sekarine gelince; Gerçek adı sulfinide de benzoiquue olan bu madde beyaz şekere oranla 300 – 500 kat daha tatlıdır. Taşkömürünün katranından elde edilen bu kimyasal madde böbrekler için zehirdir.

Previous Tuz
Next Yoğurt

About author

You might also like

Yağlı Bitkiler 0 Comments

Susam (Sesamum indicum)

Tohumu yağlı olan susam besin maddelerinin kralıdır. Susamda % 45 protein, % 55 yağ vardır. Gençlik kaynağıdır. Hindistan’da ve Çin’de binlerce yıl ilaç olarak kullanılmıştır. Özelliği hücreleri yenilemesi ve yaraları

Neye İyi Gelir 0 Comments

Ispanak

Ispanak (Spinacio oleracia) Bu bitki eski Yunanlılar ve Romalılar zamanında bilinmezdi. Büyük bir olasılıkla kökeni İran’dır. 15. Yüzyılda Araplar tarafından “aspanakh” diye tanılan ıspanak, Avrupa’ya kuzey Afrika’dan gelmiştir. Bazı besin

Sebzeler 0 Comments

Yer elması

Yer elması (Helianthus tuberosus) 17. Yüzyılda Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya gelen bu bitki, patatesin Avrupa’ya gelişinden yüzyıl kadar sonra unutulmuştur. Yer elmasında A ve C vitaminleri vardır. Özelliği bebek emzirenlerin sütünü

0 Comments

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply